Gaziantep

0

Bir şehir düşünün çocukların yüzlerine baktıkça bambaşka bir toprağa ayak bastığınızı zannettiğiniz, insanların dudaklarının arasından dökülen sözcüklerin her birinde misafirperverliğin en zirve noktasını yaşadığınız ve gerçekten lezzetin doruklarına ulaştığınız… Üstelik metropol kentin yapay havasından alışık olmadığımız tüm bu içten duyguları uçakla 1 saat 40 dakika uzaklıkta bulunan dibimizdeki bir şehir yaşatıyor bize; Gaziantep…

Gaziantep

Baba tarafından Kilisli bir kız olup, Kilis’e de eskilerde gitmişliği olan biri olarak benim için çok daha farklı bir deneyimdi. Şehirde kaldığımız üç gün boyunca, hem aile büyüklerimin donattığı sofralardaki lezzetleri, hem de Kilis’te yapılan kebaplar ve yöresel tatlarla kıyaslama yapma imkanı bulduğum bir seyahat olduğundan size benim için hem lezzetin, hem de gezinin en’lerini yazmaya çalışacağım.

Gaziantep

İlk olarak şehirlerarası uçuşlarda sezon değilse, çok uygun fiyatlı bir biletleme yapabileceğinizi belirterek söze başlamak istiyorum. Bugüne kadar gerek yurt dışı, gerekse yurt içinde bir çok havayolu şirketini deneyimleyerek uçtum. Fakat şehirler arası uçuşlarda özellikle AtlasJet’i öneriyorum. Sebebine gelince; Hem çok ucuza bilet bulabiliyorsunuz, hem de Gaziantep, İzmir hangi şehir olursa olsun, Türkiye genelinde havalimanına varıştan sonra şehir merkezinin birden fazla lokasyonuna ücretsiz servisleri var. Antep’e adım atar atmaz da, yaklaşık 45-50 dakikalık kısa bir yolculuktan sonra merkeze (ki oteller bölgesi de buraya yakın) varabiliyorsunuz. Üstelik yapacağınız bu kısa yolculuk boyunca uzun uzadıya fıstık ağaçlarının süslediği tarlalardan geçiyor ve bizim gibi şanslıysanız şoförün verdiği bilgilerle fıstığın hangi mevsim olgunlaştığı, hangi ayda damaklara layık hale geldiğini detayları ile öğreniyorsunuz.

Konaklama

Böylesi otantik bir şehre geliyorsanız, bence ilk dikkat etmeniz gereken nokta konaklama yapacağınız yerin size yansıtacağı ruh. Yani diğer bir deyişle, gezeceğiniz şehrin o eski ve geleneksel ruhunu size yaşatabilecek olması. Bunun için benim bir iki önerim olacak. Alternatif bakmak isterseniz de, booking.com yorumlar ile birlikte bu konuda size çeşidi en bol seçenekleri sunacaktır.

Gaziantep

Şirehan Butik Otel: Bu bizim konaklama için tercih ettiğimiz oteldi. Zaten Bakırcılar Çarşısı, İmam Çağdaş, Tütün Hanı ve Tahmis Kahvesi gibi şehrin gezilip görülmesi gereken en temel yerlerine yürüme mesafesinde. 1885 yıllık tarihi heybetini, her adımınızda hissettiğiniz bu otelin geçmişteki tarihi önemi çok büyük. Öyle ki; zamanında İpek Yolu üzerindeki en büyük kervansaray olma özelliğini taşıyormuş. Değerli çalışanları ile konuşup, Şire Han’ın adının nereden geldiğini sorduğumda hikayesi olan bir yanıt aldım. İlk kurulduğu dönemde, 1885’li yılların başlarında adı her ne kadar “Belde Han” olsa da, üzüm, fıstık ve pekmez alım satımı yapıldığı için halk arasında zamanla “Şire Han” olarak yer etmiş ve günümüze kadar gelebilmiş. Yaklaşık 130 yıllık bir konak olma özelliğini inanın her köşesinde hissedebiliyorsunuz. Kahvaltı salonu ve asma katlarından tutun da, otantik kilimlerle süslenen odaların yer aldığı koridorlara ve hatta bahar itibari ile insana mutluluk katacak avlusu ile tam bir ayaklı tarih. II. Abdülhamit dönemine uzanan inşaasını duyunca, kendinizi o atmosferde sultan sanmanıza şaşırmayacaksınız eminim. Odalar gayet temiz ve tarihi dokudan nasibini almıştı. Lokasyonu gayet iyiydi. Çalışanları çok kibar ve özenliydi. Kahvaltısı da güzeldi ama çok mükemmel değildi. Onun da sebebi şu; Aklınızda soru işareti kalmasın. Sunum ve açık büfe gayet taze kahvaltılıklarla doluydu. Fakat biraz daha yöresel lezzete yer verseler, sonuç daha tatmin edici olabilir diye düşünüyorum. Zaten inanın sabah kahvaltısı için sadece bir gün oteldeydik. Sabahları hizmet veren ve öğlen olunca servisi kapatan ciğer ve beyran çorbası adresleri listenizde olunca geç olmadan otelden çıkma telaşına giriyorsunuz.

Anadolu Evleri: Tam fotoğraf karesi için biçilmiş kaftan olan avlusu ve bünyesinde barındırdığı şarap mahzeni ile otantik bir ruh yaşayabileceğiniz ikinci adres de hiç şüphesiz taş bina mimarisinin en güzel örneklerinden birini yaşatan Anadolu Evleri. Zaten genelde kış aylarında bile rezervasyonları dolu olabiliyor. Burası da geleneksel tarzda bir mimariye sahip olup, mobilyaların seçiminde klasik dokuya yer verilmiş. Hatta gidip, kalan bir arkadaşımdan otel sahiplerinin çok kibar olduğunu ve saat beş civarı çay servisi ikramları olduğunu bile duydum. Klasik, ikramsever Antep insanı. Yüzde tebessüm yaratmaya bile yetiyor.

Bu iki otantik öneriden sonra, kesinlikle ikisinden birini tercih etmenizi tavsiye ediyorum. Ama illa ki lüksten vazgeçemem diyenlerdenseniz de; Hampton by Hilton Gaziantep tam size göre. Üstelik otelin diğer şehirlerdeki zincirlerine göre, fiyatının biraz daha uygun olduğunu da eklemek de fayda var.

Doğu’nun Paris’i, Lezzetin İncisi

Batının fabrikasyon dalgasından nasibini almamış bir kent ise beklediğiniz, kesinlikle doğru yerdesiniz. Hatta Amin Maaluf’un eserlerine aşina iseniz, hikayelerine konu olan dar ve bakır tonlarında sokaklardan geçerken bir an olsun aklınız onun tabir ettiği Lübnan sokaklarına bile kayabilir. Çünkü çok benzer sokaklara ev sahipliği yapıyor.

Gaziantep

Şehrin çok başka bir dokusu var. Bu doku sadece yapılarının farklılığından kaynaklanmıyor. Ki zaten eski hamam, cami ve kalesi dışında kentleşmenin yoğun görüldüğü alanlarda caddelerin İstanbul’dan çok farkı yok gibi. Yerel halkın erkeklerinin hepsi tabii ki çalışıyor. Ancak İstanbul gibi Türkiye’nin metropol kentlerinde çalışan insanlardan çok daha farklı onlar… Hepsinin yüzlerinde çalışmak ve eve ekmek götürmek zorunda olmalarının gayretini görebiliyorsunuz. 70 yaşındaki dede de hala yemeni zanaatini sürdürüyor, onun 7 yaşındaki torunu da o sanatı öğrenmek için alın teri döküyor…

Gaziantep

Söz konusu Gaziantep kenti için ben, kendinden efektli şehir söylemini çok kullanıyorum. İnsanları, sokakları, bazı mahalleleri ve eskimiş yapıları ile gerçekten bir iki gününüzü ayırmanızda fayda olacağını düşünüyorum.

Gaziantep

Daha önceden gitmiş bir kaç kişiden de kent için beklediklerini bulamadıklarına dair yorumlarda aldım. Ancak bence bu tamamen ne için gittiğiniz, beklentinizin ne olduğu ile ilgili bir şey. Beklentiniz bir lezzet şöleni ve bir kaç günlük otantik bir gezi ise bence doğru tercih yapmışsınız demektir. Şehrin üzerinizde bıraktığı kaloriler de bence kente dair sahip olabileceğiniz en güzel anı olacak. Kaç gün yeter derseniz de, bence yakın şehirlere Halfeti, Kilis ya da Urfa gibi kentlere geçiş planınız yoksa iki gün yeter de artar, çünkü şehir zaten küçük.

ÇEKİNME, PAYLAŞ

YAZAR HAKKINDA

Özlem Köksal

Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdikten sonra çeşitli medya kuruluşlarında çalıştı. Yazmak her zaman en büyük tutkusuydu. Gazete, Dergi ve Kanal tecrübesinden sonra, aktif olarak baba mesleği olan sigortacılık yapmaya başladı. Hayatındaki ikinci en önemli tutku ise seyahat. İnsanın her zaman seyahatler için çok daha fazla fırsat yaratması, daha uzun rotalar düşlemesi gerektiğine inanıyor ve yaşamın tek bir yerde vakit geçirmekten ibaret olmadığı mottosunu benimsiyor. Acente sahibi olması tutkusuna engel değil. Yazı ve seyahat bir araya gelince, tüm kurumsal hayattan sıyrılıyor. Bundan sonraki hedefi daha çok ülke, daha çok anı ve mürekkebi bitmeyen bir kalem... Instagram : ozlem_koksall

Yorum yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.