İlk Merhaba

4

Bu sizlerle ilk tanışmamız, ilk yazım…

Bu yüzden hazır 2015’e yeni kapılarımızı aralamışken, bende yeni bir yıla merhaba dediğim bir şehirle sizler için ilk yazımı hazırlamak istedim. İlk keşfimiz; Londra!

Instagram profilimden bana yazan, seyahat ettiğim rotalarla ilgili benden tüyolar isteyen bir çok kişiye de her şeyden bir şeyler bulabileceğiniz bu güzel site üzerinden toplu bir yanıt vermiş olacağım… Seyahat bu hayattaki en büyük tutkum, o sebeple imkan bulabildikçe sokaklarına kendimi bırakıp, yeni kültürler kuşanabileceğim farklı rotaları gezmeye çalışıyorum. Gezdiğim, gördüğüm, fotoğrafladığım ve bir şehri keşfederken ihtiyacınız olabilecek en temel şeyleri, hap kıvamına indirgeyerek sizlere yazmaya çalışacağım.

Nasıl iyi bir Londoner olunur?

İlk Merhaba

  • Oyster kart al,
  • Metro haritanı arka cebine sakla,
  • Oxford Street’te kendini alış-verişe ada,
  • Kahveni elinden düşürme,
  • Carnaby’e mutlaka uğra,
  • Pret a Manger ve Marks Spencer’daki fresh sandviçlerin tadına hayran kal,
  • Köpüğü kaymaktan ayırt edilmeyen İngiliz birası hüplet,
  • Pub’ların asırlık, kirli, dumanlı ama o muhteşem havasını solu,
  • Kendini Hyde Park’ın yeşiline teslim et ve saatini çöpe at, zaman en büyük düşman ne de olsa…
  • London Eye’a binmesen de olur bence ama şimdi bir sefer gidildiyse binmemek olmaz. O uzun kuyruğa bırak kendini…
  • Havanın durumuna göre Londra’yı ortadan ikiye bölen Thames Irmağı üzerinde bir kanal turu yap istersen, böylece Tower of London’ını bütün ihtişamıyla görebilirsin.
  • Benim gibi yılbaşında bu şehri tercih edersen bence muhteşem bir karar vermiş olursun. O zaman hadi çocukluğuna dönmeye. İstikamet Winter Wonderland!
  • Gelmişken Kate Middleton’a bir beş çayına git derim. Evi Kensignton Gardens’ta. Kraliçenin sarayından bağımsız. Daha mütevazi. Bak git, sende şaşıracaksın. Orada yönetim, halkla iç içe çünkü, bizim alışık olmadığımız cinsten. Hatta Kensignton Gardens’ta Diana’nın kaldığı ev müzeye açık olarak seni bekliyor olacak, parkın çevresindeki göl, kuğular ve huzurda belki bir de beni hatırlarsın.
  • Sende benim gibi eski, yeniden değerlidir diyenlerden misin? O halde hadi sabahın erken saatlerinden Nothing Hill Gate’teki Portobello pazarına koş. Pazarın girişinde Alice’s diye alı al bir dükkan var, seni bekler. Fiyatlar biraz pahalı ama bence evine mutlaka bir kaç parça şey al derim. Portobello’da boylu boyunca yürü, mutlaka sende benim gibi iki çanta dolduracaksın eminim. Ki ben durumu biraz abartıp, kendimi İngiliz Düşesi zannederek, bir kaç parça gümüş kaplama çaydanlık bile aldım.
  • Pazardan mı çıktın, sakın soluklanmak için Gails Bakery’e girme. Hem masa sıkıntısı var, hem de eminim ki daha iyi pasta-çörek ve browni yemişsindir. Mekanın kalabalığına aldırma, fazla turistik… Onun yerine azıcık daha acıkıp, rotana göre iyi bir fish&chips ye derim.
  • Yoksa hala kırmızı otobüslere binmedin mi? Portobello’dan dönüşte, atla o zaman!
  • Gece nereye mi gidiceksin? Tabii ki SoHo’ya. Kendini Gerrad Street’in yakınındaki Ronnie Scott’s Jazz Club veya Dive Bar’a atabilirsin. Dean Street’te SoHo Tiyatrosuna bakıp, nam-ı değer Paul McCartney’in ofisinin bulunduğu yere göz ucuyla bakmak için SoHo Square yürüyebilirsin.
  • Saat mi geç oldu? Unutma dünyanın en büyük metropollerinden biri olsa da gece 24.00’ten sonra metro hattı kapalı. Şansını Night Bus’lardan yana kullanabilirsin, hem bu şehir bence gece çok daha güzel!

 

Londra ile ilgili diğer yazılarım;

Kırmızının En Çok Yakıştığı Şehir
Nereleri Gezmelisin?




ÇEKİNME, PAYLAŞ

YAZAR HAKKINDA

Özlem Köksal

Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdikten sonra çeşitli medya kuruluşlarında çalıştı. Yazmak her zaman en büyük tutkusuydu. Gazete, Dergi ve Kanal tecrübesinden sonra, aktif olarak baba mesleği olan sigortacılık yapmaya başladı. Hayatındaki ikinci en önemli tutku ise seyahat. İnsanın her zaman seyahatler için çok daha fazla fırsat yaratması, daha uzun rotalar düşlemesi gerektiğine inanıyor ve yaşamın tek bir yerde vakit geçirmekten ibaret olmadığı mottosunu benimsiyor. Acente sahibi olması tutkusuna engel değil. Yazı ve seyahat bir araya gelince, tüm kurumsal hayattan sıyrılıyor. Bundan sonraki hedefi daha çok ülke, daha çok anı ve mürekkebi bitmeyen bir kalem... Instagram : ozlem_koksall

4 Yorum

  1. Sibel SAVAŞ ,

    Sevgili Özlem,

    Ne güzel yapmışsın , ne de güzel kaleme almışsın..
    Yazılarının takipçisi olacağım , müdavimin bol olsun,sevgiler…

  2. Sevgili Özlem’cim,

    Yazını sabah sabah okudum.. Harika bir kalemin var. Parmaklarına sağlık… Daha nice güzel yerleri keşfetmen dileklerimle…

    Allianz Sigorta :)

    • Özlem Köksal
      Özlem Köksal ,

      Merhaba Tolga,

      Çok teşekkür ederim, iyi dilekler ve yönlendirmelerle faydalı olacak bilgiler paylaşmaya bu site üzerinden devam edeceğim.

      Sevgiler. :)

Yorum yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.