Sağlıklı Bir İlişki İçin Çatışmalardan Kaçmayın

0

Dünyada en zor süreçlerden birisi farklı geçmişi, yaşam deneyimleri, alışkanlıkları, hassasiyetleri, arzuları olan iki insanın biraraya gelip yeni bir toplumsal birim oluşturmalarıdır. Kadın ve erkek arasındaki her ilişki ister evlilik olsun ister flört bu zorluğu kabul ederek başlamalıdır. Her iki tarafın her zaman ve daima aynı şeyleri düşünüp, aynı şeyleri hissedip, aynı tepkileri vermeleri, aynı seçeneği arzu etmeleri imkansızdır. Nerede farklı tercihler, farklı bakış açıları varsa orada çatışma da kaçınılmazdır.

Bazı çiftlerin çatışmadan aşırı derecede kaçındıklarını, çatışmayı adeta mutluluğun sonu olarak algıladıklarını sıklıkla görürüz. Hatta “40 yıl boyunca hiç çatışma yaşamamakla, kavga etmemekle ” övündüklerine  şahit oluruz.  Oysa bu ilişkilerde genellikle olan şey bir aldatmacadır. Çiftlerden en az biri bazı durumlarda her ikisi birden “mış gibi” davranmakta ve yaşamaktadır. Sadece ötekine uyum sağlamak adına kendi istek ve arzularını ötelemekte sanki eşinin arzusu kendi arzusuymuş gibi yaşamaktadır.  Bunun altında yatan neden ise genelde kaybetme korkusudur, eşini kaybetmeyeceğini bilse bile onun ilgi, sevgi ve onayını kaybetmekten duyulan korku kişileri böyle bir yola itmektedir.

Oysa her çatışma ilişkinin nefes alması, derinleşmesi ve gelişmesi için bir fırsattır. İki kişinin arzularının veya beklentilerinin çatışması ve bunu doğrudan, açık ve net bir şekilde konuşabiliyor olmaları, incitmeden tartışabiliyor olmaları herşeyden önce kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Çünkü ilişkinin içinde kaybolma, öteki için kendini feda etme gibi sağlıksız durumların önüne geçer. İlişkinin tarafları arasındaki sınırları netleştirir, herkese kendi sınırları içinde güvenli bir alan sağlar.



Sağlıklı bir çatışma ve çatışmanın çözümü tarafların ilişkiden beklentilerini ortaya koymaları ve bu beklentiler hakkında mutabakat sağlamaları için de bir fırsattır. Beklentilerin ve ilişkiye yüklenen anlamın üzerinde uzlaşma sağlanması da ilişkinin derinliğini ve bireylerin bağlılığını artıracak bir etkendir.

Her şeyden ötesi bir kişiyle çatışabilmek demek kendini fade etme, taleplerini iletebilme, farklılıklarıyla ve olduğu gibi kabul edilebilme özgürlüğü demektir. Taraflardan birinin çatışmadan ısrarla kaçınması ise ötekini kabul etmeyip, değiştirme ve koşulsuz itaat bekleme anlamına gelebilir ki bu durumda sağlıklı bir ilişki kurulamamış demektir.

Yine özellikle evliliklerde ilk bir yıl gibi ortak yaşamın başlangıcı olarak düşünebileceğimiz zaman diliminde yaşanan çatışmalar kadın ve erkeğin evlilik rollerine uyum sağlamaları, bu rollere alışmaları ve rollerini içselleştirebilmelerine de hizmet eden süreçlerdir. Bir başka deyişle yeni evli kadın ve erkek, deneye yanıla evlilik içindeki rollerini prova etmekte ve öğrenmektedirler.

Çatışmanın bu kadar olumlu özelliği olması için öncelikli olarak çatışmaların bir güç mücadelesine dönüştürülmemesi gerektiği belirtilmelidir. Çatışma birbirinin zıddı gibi görünen arzu ve ihtiyaçlar için bir ortak yol bulma amacı taşımasıdır, karşı tarafı alt etme, haklı çıkma ve dediğini yaptırma amacı değil.

Çatışma fırsatını doğru değerlendirme k için asgari bir uyum, karşı tarafı olduğu gibi kabul etme, onun ihtiyaç ve arzularını anlama isteği ve kaybetme korkularından uzak kalarak sevebilmek önemlidir.

Herkese çatışmaların olduğu ama huzurun kaybolmadığı pekiştiği bir hafta dilerim…




ÇEKİNME, PAYLAŞ

YAZAR HAKKINDA

Uzman Psikolog Sezen Erem

İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun olduktan sonra aynı bölümde yüksek lisans eğitimine başladı. Prof.Dr. Alp Üçok yönetiminde “Şizofrenide Aile Hasta Etkileşiminin Hastalık Belirtileri ve Yaşam Kalitesine Etkisi” teziyle mezun oldu. Çapa Tıp Fakültesinde psikoz polikliniğinde gönüllü çalıştı, şizofreni hastaları ve ailelerine yönelik terapötik çalışmalar yaptı, şizofreni hasta gruplarında gözlem ve terapistlik yaptı. Aynı dönemde Dr. Murat Dokur’un Aile Terapisi eğitimine devam etti. Psikanalist Yavuz Erten’in “Psikanalizden Psikodinamik Terapilere” eğitimini tamamladı. Prof.Dr. Tevfika İkiz’den Rorschach ve TAT Testlerinin Psikanalitik Yorumu eğitimleri ve süpervizyon aldı. 8 yıl boyunca askeri birliklerde görev yaptı. Kişilik bozuklukları, intihar eğilimi, kendine zarar verici davranışları, öfke kontrol problemleri, madde bağımlılığı olan, travma yaşayan bireylerle çalıştı. Bireysel psikoterapi, önleyici ruh sağlığı hizmetleri, psikolojik taramalar, eğitim çalışmaları yürüttü. 2011 yılından itibaren GATA Haydarpaşa Psikiyatri Kliniğinde çalışmalarını sürdürdü. Burada da bireysel terapi çalışmalarını sürdürdü, yatan hastalara yönelik görüşmeler ve grup terapisini başlattı ve sürdürdü. MMPI, Beier, Rorschach, TAT, Nöropsikolojik Test Bataryaları gibi testleri uyguladı. Şu anda Fore Psikoterapi ve Danışmanlık Merkezi’nde psikoterapi ve test çalışmalarına devam etmektedir. Psikoterapi çalışmalarında psikodinamik terapi yöntemini tercih etmekte olup bireysel analiz süreci devam etmektedir.

Yorum yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.